Aylık Arşivler - Nisan 2017

Lal-i Sohbet

Onunla ilk karşılaştığımız anı anımsıyorum. Diğerlerinden bir farkı yoktu. Zamanla tanımadığımız ortamlarda birbirimize aşina gelmeye başlamıştık. Kalabalıklar içinde belki de sadece aşina olduğumuz için  birbirine çekilen iki kişiydik Gittikçe gozlerimiz biribirimizi arar oldu. Her uzaklaşmamızda  daha da çok çekiliyorduk birbirimize.Onda farklı bir şey vardı çözümleyemediğim. Gizliden gizliye birbirimizi inceliyorduk. Farkındaydık ama gormezden gelmeye çalışıyorduk. Bakışları hep bana asılı kalıyordu. Ve ben bu bakışları arar olmuştum. Kimdin , neydin,  neden bu kadar saklıydın. Bana neler anlatıyordu bakışların hiç bilemedim.  Dilimiz [...]

Sen’li Zaman Sohbeti

Hiç liman görmemiş bir gemi gibiydim boşluğun tam ortasında. Üstüme yıkılan dağlar boyu Sensizlik. Hiç kimsesizliğimin sığınağında hareketsiz öylece bakıyordum buzdan bahçelerime. Spekülatif düşlerin tesellisini gözetleyen akrep ve yelkovanın kavuşma anlarını yaşıyordum. Ruhumun yer altında gömülü süprüntü anıların külleri yakıyordu genzimi. … Ve sonra!. Aklımın bütün taşlarını yerinden oynatan bir meteor yağmuru, rengarenk ışık dokunuşları.. Alnımın ortasına çizilen Sen’li Zamanlar. Kainatıma sayısız bilgelik pencereleri açan, bütün erdemlerin odak noktasında duran eşsiz Ruhun belirdi karşımda. Hayallerimi sıcak tutan içimdeki Sen suretlerine [...]

Muhabbet İzleri

İster yerde, ister gökte, İster cennette, ister cehennemde.. Yansın parmak uçlarım, Son ateşimin tenine değdiği yerde. Ey Sevgili! Ufkun derinliklerinde hasretle seyrettiğim, Koyu maviliğinin muhabbetinde çözülsün Lal olan dilim… Buram buram Sen koksun içim. Aşkla Raks eden pervane başımı düşüreyim omzuna. Toprağın güneşe kavuştuğu yerde, Asırların vuslatına hasret meftun bir Dicle’yim şimdi.. FIRAT’ın asaletli kollarında boğulsun nehirler dolusu yalnızlık. Zamanın yeraltına gömdüm Sana dair vedaları. Ellerine bırakılmış yüreğimi sakla. Tenha köşelerinde kuytu sığınaklar bulduğum sohbetinde demlensin ruhum.

Sohbet Odaları

Muhabbete konuk olan ne kadar yazı varsa özütüyorum güncemde, Radyoda çalan Drama köprüsü karanlığı öldürüyor içimde. Kanı çekilmiş ruhumun ayak izleriydi bana gelişin. Zamanın en güzel rengiydi [23:47], İdam sehpasına çıkmış duygularımın özgürlüğüydü, gecenin yırtılan sayfası. İzafi Aşıkların maskesini düşüren yüzün. hangi EsRarengiz duyguların özetisin? Beni sana getiren kokuya dokunuyorum sağır karanlıklarda. Hayır hayır görüyorum seni, zamanın kalbinden beynimi felç eden bakışlarını. Yüzüme dokunan rüzgarın kanadına bırakıyorum parmak izimi, kim bilir belki ..

Herşeyin Sohbeti

Salonda oturmanın ardışık sevinci içinde, alegorik bir zamanda kalmanın hazin öyküsü, akvaryumun dışında oturan balık yalnızlığıydı sana olan hasretim. Ruhumun iç cebinde taşıdığım hayallerim var benim sana dair. Yerçekimsiz bir zamanda buldum seni. Bin yıllık hasretin sonumu bendeki yalnızlık? Kısır bir anlamın döngüsünde (herşeyin) anlamı sen oluyorsun, hiçliğin anlamsızlığı ben. EsRarengiz bir yapay döngüde buldum seni, şimdi söyle bana! hangi gerçeklik koparabilir beni avucunda taşıdığın ruhumu. Kamburlaşmış sevginin cam kırıklarıyıydı sana ulaşan yollar. Söyle bana, Frida’nın hangi tablosunda dokunabilirim [...]