Kadin SiddetLeri

Kadin SiddetLeri

Kadin SiddetLeri

PsIkiyatri Uzmani ve PsIkoterapist Uzm. Dr. Zeynep Erdogdu, kadina siddet olaylarina deginerek, egitimin yasami degistirebilecegine vurgu yapti.Ulkemizde son yillarda kadina yonelik şiddet olaylari ne yazik ki korkutucu duzeylere ulaşmistir. Turkiye’deki evliliklerde erkeğin kadin uzerinde egemenligi olabilmekte ve sozunun dinlenilmediği durumlarda erkek ceza verme hakkini kendisinde gorebilmektedir. Şiddete maruz kalan ve bu durum karşisinda bir şey yapamayan kadin, ofkesini kendisinden daha gucsuz olan kişilere yoneltmekte ve bu kişiler genellikle cocuklar olmaktadir. Siddet uygulanan insan kendisini caresiz, elinden hicbir sey gelmeyen aciz biri gibi hisseder; ozsaygisi azalir.
Bundan kurtulmasinin yolu da baskasina siddet uygulamaktir. O anki zavallilik duygusunu baska birine siddet uygulayarak onarmaya calisir. Anne cocugunu doverek yetistirirse, o cocuk da yarin gider esine, cocuguna siddet uygular ve bu kisir dongu surer gider. Aile ici siddeti engellenmeden kadin cinayetlerini engellemek imkansizdir.
Bu noktada siyasilere oldukca onemli rol dusuyor; herseyden once nefret ve siddet iceren soylemlerini, tavirlarini artik birakmak zorundalar. Siyaset neden yapilir ? Ulkeyi daha iyi yonetmek adina projeler gelistirmek icin. Siyasete dusen koruyucu kanunlarin sadece cikarilmasi degil, ayni zamanda uygulanmasidir. Farkli dusunceler dusmanlik gibi algilandigi muddetce ayni davranis modelinin insan iliskilerine de yansimasi kacinilmazdir. “Istedigimi yapmiyor, sozumu dinlemiyor, bana itaat etmiyor” gibi bahaneler ile siddet kacinilmaz hale gelir. Bir cesit kendi istegini karsi tarafa dayatma haline gelen iliskilerde, adina “sevgi” denilerek siddete basvurulur. Oysaki sahip olma istegi, erkeklikle ilgili degil kaygili baglanmayla ilgili bir problemdir.

Geleneksel yapiya sahip olan Turk ailesinde, namus kavrami onemli bir yer tutmaktadir. Namus kadin cinselliği olarak algilanmakta ve namusun erkek tarafindan korunmasi beklenmektedir. Namusunu koruyamayan erkek toplum tarafindan dişlanabilmekte ve erkeğin bu durumdan kurtulabilmesi icin gerekli tum haklar (şiddet, cinayet) kendisine verilebilmektedir. Bu yuzden erkek kadinin namusunu korumak icin gerektiğinde şiddet uygulayabilmekte ve bu durum maalesef hakli bir neden olarak gorulebilmektedir. Ulkemizde bazi cinsel saldirilarda “bu kadin zaten yeteri kadar namuslu degil, buna yapilan cinsel saldiri gercek bir cinsel saldiri sayilmaz, boyle giyindiyse hak etti” gibi yorumlar duymak, hatta bazen bu yorumlari diger kadinlardan duymak ise akildisi oldugu kadar insan olmak adina da son derece uzucu ve utanc vericidir.
Eğitim, kadinlarin oz saygilarinin gelişmesine yardim eden ve kendilerine guvenlerini artiran onemli bir etkendir. Bu durum kadinlarin farkindaliklarinin artmasina ve saglikli kararlar verebilmelerine yardimci olmaktadir. Kadin ogrenirse, cocuklarina da ogretir. Kadin degistiginde, degisen yalnizca bir kadin degildir; hayat degisir. Degersizlestirilmeye calisilan, her gun siddete maruz kalan ve tum bunlara karsin insan sevgisini yitirmeyen kadinlar bilsinler ki; bu mucadelemiz aydinliktan onceki son karanliktir.

Bu gönderiyi paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir