Sohbet ve Zaman

Veda etmek kadar hüzünlü değildir bir yıla veda etmek ama yine de zordur her veda.. Keramet yılda mıdır? Bilinmez ama hep dört gözle bekleriz yeni gelecek olanı. Tüm dünya ”vazgeç” dediği zaman bile bir tek umut fısıldarmış ”tekrar dene” diye. Geçmişte umut yoktur artık yaşanmış ve bitmiştir. Ama unuttuğumuz şudur, yaşanmışlıklar ve çıkarılabilirse bir çok ders vardır geçmişte.. Bir sohbet te ”geçmiş tozdur, üfle gitsin” deme şansımız yoktur. Gelecek bize geçmişin hediyesidir. ~Minikçe…

Veda Zamanı…

Şimdi hem sözün hem bakışın yüreğime değdiği o bilinmez yerden veda zamanı,,, Beni o yere götüren sohbetinin yalancılığı mı? yoksa benim seni biricik bilmem mi? O sohbetin aslında yalan oluşu mu, yoksa benim inanışlarım mı? Anlamıyorum bunu şimdi ben. Artık anlamam da gerekmiyor. Beni çırpıp çırpıp dururken yüreğinden öptüğüm YAR. Yalanlarında boğul. ~ Minikçe..

Şiirsel Sohbet

BU GECE Bu gece; Tanımadığım yüzlerin arasında ve gölgesindeyim kalemimin,hemde; bu gece, üşüyorum birazda hüzün ve rüzgar sertleşiyor tenimde,hemde; bu gece, bir çocuk sesi ağlıyor; ağlamak rahatlamaksa, kıskanıyorum çocuğu… Bir vapur uzaklaşıyor iskeleden, uzaklaşmak rahatlamaksa; kıskanıyorum vapuru… Sokak lambası aydınlatıyor karanlıktaki yüzümü, kalemim titriyor benden habersiz, bekaretini kaybetmiş hayaller, düşüyor tek tek… Her düşen hayal,eski bir hewal; hemde, bu gece… MURAT SERÇEK YAĞMURDAN SONRASI ADIN GÖKKUŞAĞI Çocukluğumda elimi beyaz kağıda koyar, kalemimi gezdirirdim çevresinde, enbüyük eserim,cinali belkide. Renklerle ilk tanışmam gibisin, gökkuşağı tadında kişiliğin, ana renkler sen,nötr renkler utangaçlığın… Şimdi ben,hiç bilmediğim,görmediğim, yüzünü çizmek istiyorum. Buğulu sesini özlemle dinlemek, dinledikçe yağmurun sonrasını, beklemek istiyorum. Ve yine istiyorum; hep sevgiyle kalmanı… MURAT SERÇEK

Şizofren Sohbet

İnsan, en çok sevdiğine açarmış içini, en çok sevdiğine kaparmış. En çok sevdiğine emek verir, en çok sevdiğinden vefa beklermiş. En çok sevdiğine gülermiş insan, en çok sevdiğine ağlar. En çok sevdiğine Susar, en çok sevdiğine şımarırmış. İnsan en çok kendine kızarmış hayatta, en çok kendine eziyet edermiş. Omuzları ne kadar çökerse çöksün dik dururmuş sevdiklerinin yanında. İçinde saklarmış bütün fırtınaları, Kimse bilsin istemezmiş gözlerindeki sağanakları. İç sohbetine gizlermiş kederini, Yanlız başına toplarmış gecenin eteğindeki taşları. En çok sevdiğine susarmış insan nedensiz nedenlerle!..

Gönülde Kalan Seslerin Sohbeti

Hani Hatırlar mısın sevgili Güzel muhabbetlerimiz vardı gül kurusu yanaklarında Sohbetlerimiz vardı nacizane gülüşlerinin olduğu sokaklarda Bir de neşeyle geceleri aydınlatan gözlerin vardı Mest olurdu bakışlarım peki ya Şarkıları kıskandıran kahkahalarına Ne demeli ölür biterdim sen gülünce şimdilerde ise Bir sokak lambasının altında yazıyorum seni belki görürsün diye..

Geveze Sohbet

Öyle anlar var ki, hayatı parmak uçlarımda yaşıyor gibiyim. Dokunduğu her şeyi çürüten bir zaman oturmuş omuzlarıma. Rüzgar neden ters esiyor, sol yanım neden hep kırık dökük… İçimde yankılanan ‘geveze’ sesler bile hüzün makamında. Aynadaki yüzüme bakıyorum; son bahar gazelleri uçuşuyor.. kirpiklerimden dökülen hazan yağmurlarının sohbetine eşlik eden, gözlerimdeki kasvet de, ayrıca taktire şayan. Konuşacak oluyorum, sesimde zemheriden kalma ayazın izleri.. Yolun kenarına atılmış bir ceset gibiyim.. Soğuk ve isimsiz. Öyle yorgun ki yüreğim, sanki her metrekaresine binlerce ağrı [...]

Sen Gitme

Beni Sensiz, nefessiz bırakma olur mu? Seni anlatan renkli hayallerim var benim, yüreğimde sakladığım umutlarım… Hayat uçsuz bucaksız hikayelerin sayfalarından ibaret. Benim hikayemin en güzel bölümü, en tutkulu senfonisi, Sen gitme… Yarım kalmışlığın yükü var omuzlarımda, okyanusların ortasında kalmış düşlerin direnişi.. Aklımın her hücresine kazımışken Sen’liği, hangi depreme kurban verebilirim, Hangi kurşunla silebilirim izlerini. Hiç adil değil bu öfke, bu terkediş.. Yüreğimin köhne duvarlarını yıkan bu veda terörü, faili meçhul süsü verilmiş kırık camdan bir kalp var Avuçlarımda şimdi.. Hızla düşüyorum, bir serçenin kanadında tut beni.

Sen’sizliğin Ertesi

Zemheriden kalma bir ayazın matemi sarmış nisan gecesini. O bahara hasret, ben sana. Yüreğimin toprağına ektim yokluğunu, anıları güneş diye kondurdum tepesine. Tüm zamanların, bilindik tüm mekanların ötesinde bambaşka boyutlarda buluyorum ayak izlerini.. Yüzyıllardır zincire vurulmuş gibi. Sana göre değil bu yeryüzü, bu insanlar biliyorum. Hangi zamanda kaybettim Sana dair düşlerimi? Senin de dediğin gibi ‘elest meclisindeki kargaşa mı’ydı bu dinmeyecek hasretlerin sebebi. Gözlerimin sığınağında bir damla olarak kalsan da razıyım. Bütün teselliler benim menzilim olsun. Gökyüzünün [...]

Sen ve Sohbet

Ekseninden kaymış bir ışık tayfı düşer aklıma; Sesini duyunca.. Uçarı hücrelerin sessizce sevişmelerine tanık olur beynimin duvarları.. Pervane kelebekler gibi zihnimde uçuşurken dilinden düşen sözcükler, Hece hece açılır yüreğimin penceresi, baharın taze nefesi sızar içeri… Ruhumun hudutlarından firar eden hazlar karışır Sesinin tonuna… Avuçlarımdan bir bir dökülür elmas taneleri gibi ~aSk~… Tinsel ezgilerin sohbetinde arınan bedenim, evrenin en tutkulu renklerine boyanır, Sen’in Sesini duyunca…

Hayal Kırıklığı ve Sohbet

Kalbimin pencere camına yine bir taş atıp kaçıyor içimdeki çocuk . Beni puslu simsiyah gecenin kollarına bırakıp hızla uzaklaşıyor..Gölgelerin arasından gelip neden aklımı ruhumu allak bullak ediyor.. Neden sağır ve dilsiz düşüncelerin kuyusuna atıyor beni. Yavaş yavaş tüketiyor, geriye atılmışlık hissi. Neden önce ben değil de bir başkası? Beni nefrete boğan bir kıskançlık kargaşası. Aşk ve kırık düşlerin sohbetine eşlik eden nimbusların gözyaşı dökülüyor yüzüme. Parmaklarımın arasındaki boşluktan aşağıya düşen cam kırıklarına basa basa geliyorum yine sana. Avuç içlerimdeki [...]